Katılımcılardan: II. İstanbul’a Sadakat Gezisi/Fener Balat, Salih Kaya

İSTANBUL S.O.S’in düzenlediği ve ATLAS’ın desteklediği ‘İSTANBUL’A SADAKAT GEZİLERİ’nin 2’ncisi, 28 Kasım 2010 Pazar günü gerçekleştirildi.

 

Şehir dışından gelen biri olarak İstanbul’da sürekli bulunma şansına sahip değilim. Fırsat buldukça bir çok yerini gezdim, gördüm ve fotoğrafladım ama her defasında gözlerim hep güzelliklerini gördü yada öyle görmek istedi. Belki de İstanbul’a en güzel yerlerinden bakmak istedi. Oysa ki; yıkılmış, yakılmış, terkedilmiş veya terk ettirilmiş yüzüne dair anılarım azdır, İstanbul’un. Aynı sebepten dolayı zoraki biçimde çirkinleştirilmiş yüzüne de az rastladım, İstanbul’un.

 

‘Kentsel Dönüşüm Projeleri’yle, (bana göre ‘rant projeleri’) ‘Tarihi Yarımada’ dediğimiz coğrafyadaki izlerini silmeye, yok etmeye niyetlenmiş bir zihniyetin eseri olan yıkımları ve yıkılmışları yerinde görmek adına İSTANBUL S.O.S gezileri benim için güzel bir fırsattı. Yalnız olarak yapacağım gezilerde birçok detay ve ayrıntıyı kaçırabilirdim ama rehber eşliğinde düzenlenen İSTANBUL S.O.S gezileri bu ihtimali ortadan kaldırıyor.

 

İSTANBUL S.O.S’in 1’inci gezisinde Süleymaniye’yi tercih etmiştim. Hem Osmanlı’nın mirasına daha yakından farklı gözle bakabilmek adına hemde tanıdık yüzlerin yanında daha keyifli bir gezi olmasını düşündüğüm için. 2’nci gezide Fener-Balat’ı tercih ettim.

 

 

Fener-Balat!

 

Fener-Balat, şimdilerde feneri ışıldamayan ve eski görkemli günlerini özleyen bir semt haline dönüşmüş. Tarihi Balat Çarşısı da olmasa tarihi dokuyu hissetmeyen yüreklere cazibe merkezi olamayacak konuma düşmüş.

 

Belki de en dikkat çeken şey, İstanbul’un tarihi semtlerinde ağırlıklı olarak hep pastel renkler kullanılmış. Yüreklerindeki heyecanlı ifadeyi anlatır gibi… Fener’deki eski Rum Kilisesi olan ve şimdiki zamanın Kız Lisesi de dahil görkemli bir anıt gibi yükseliyor, İstanbul’un yıkılan ve hatta yakılarak o eski dönemin izlerini unutturmak isteyenlere inatla.

 

Türkiye’nin hiç bir şehrinde böyle bir kültürel doku ve tarihi yapılaşma olmadığını bildikleri halde, nasıl bir zekadır ki; övünerek koruyacağımız bir zamanda yıkıyoruz, yakıyoruz, tüketiyoruz geçmişimizi. Belki birkaç nesil sonra tükeneceğimizi ve yozlaşarak yok olacağımızı bilemeden!

 

İSTANBUL TEHLİKE’de, farkındamısın?

 

Dipnot: Gezi sonrası Fener İskelesi’nden deniz otobüsüne binip Üsküdar’a geçerken bir haber geldi: “Haydarpaşa yanıyor”. Gün sonu tam bir şok etkisiyle sonuçlandı.

 

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.