Katılımcılardan: II. İstanbul’a Sadakat Gezisi/Fener Balat, Neslihan Ceux

Fener Balat gezisi için tekrar tekrar teşekkürler. Belçikalı eşim Xavier için şehrin bambaşka bir yüzüydü burası. Burçin Hanım’ın deneyimlerini öğrenmek de bizim için çok değerli. Annem Sevgi Hanım içinse ayrı bir nostaljiydi doğup büyüdüğü Balat’ı gezmek.

 

Fener Rum Lisesi’ne çıkan bir yokuşta annemin amcasının on yıl kadar önce sattığı evi gördük. Ben çocukluğumda çok ziyaret etmiştim o evi, ihtişamlıydı, büyük bir arka bahçede fıskiyeli havuzu, incir ağaçları vardı. Bahçe kapısı, yandaki Atgeçmez Sokak içinde bulunuyor. Şimdi bayağı hırpane görünüyor, parmaklıklı pencerelerini sunta plakalarla kaplamışlar. Bunu görmek üzücüydü.

 

Amcanın evinin ön sokağında bir düğün salonu varmış eskiden, Hülya Düğün Salonu. Üstü evmiş ama altta düğünler yapılırmış. Bu binanın dışı bayağı gösterişli geldi bana, süslemeli sütunları vardı. Annem fark etti, en üste kat çıkılmış. Kuvvetli muhtemel kaçak kat…

 

Pazar günkü geziyi bitirip gruptan ayrılınca anneannemin 1996’da sattığı evin sokağından geçtik. Annemin doğduğu, evlenene kadar da yaşadığı ev. Balat çarsıya paralel sokaklardan Tamburacı Sokak, 19 numara. Cumbalı, 4 katlı bir ev, muhtemelen 200 yaşında, Rumlardan kalma bir bina… Hemen karşısında da Rum kilisesi var. Benim çocukluğumda hala kullanılıyordu bu kilise. Kosova göçmeni anneannem ve dedem bu evde dedemin erkek kardeşiyle 2 ailelik bir yasam kurmuş ama dedemin kardeşi erkenden vefat edince o ailenin bakımı da dedeme kalmış. 16 kişilik bir nüfusu vardı evin. Dedem, bakkal dükkânını sadece iki dini bayramın ilk günleri kapatırmış, bunun dışında bütün yıl çalışan bir adam. Sorumluluğunda altı çocuk, beş yeğen, dul kalan yenge, anne, gelin… Sonra çocuklar büyüyüp çalışmaya başlasalar bile kendi üst başlarına, sinemalarına çalışmış ama evin gıdasını, elektrik, su ve yakacak masrafını karşılayan, yine dedem… 60lar, 70ler, 80ler iyi geçmiş de annemin kuzenleri büyüyünce malın paylaşımı gerekti. Bu yüzden o ev satıldı. O zaman henüz bölgedeki AB restorasyon projeleri başlamamıştı. Yalnız hatırlıyorum, evin zemininde kayma olduğu da konuşuluyordu bu evi satalım derken. Tabii 1996’da satıldıktan sonra Marmara depremini gördü bu ev. Ve hala ayakta!!

 

Anneannemden evi alanlar hala içinde oturuyor. Evin sahibi bayan kapıyı açtı ve biraz sohbet ettik. Aslında AB fonuyla restorasyon çalışmalarında bu ev için de görüşülmüş. Ancak evin erkeği şehir dışında olduğu için ve bir türlü imza veremediği için bu ev, proje fonundan yararlanamamış… Evin içinde değişiklik yapmamışlar ama girişteki taşlık biraz değişmişti. Ben mesela çocukluğumda o mermer taşlıkta sek sek oynardım. Bu ailenin küçük torunları olduğu için çocuklar kayar düşer diye beton dökmüşler yere. Bir de tahta bir kapısı vardı, onu demir sıradan bir siyah kapıya çevirmişler… Su an 3 kız kardeş kendi aileleriyle oturuyorlar ama onlar da satmayı düşünmeye başlamışlar. Çünkü kendinize ait, özel bir hayatınız yok, dedi o hanım. Çocukları 20li yaşlara gelmeye başlamış ve beraber oturup beraber yemek yemek zorundasın, başın ağrısa kendi kendine kapını kapatıp oturamıyorsun çünkü bu evin yaşamı öyle kurgulanmamış, diyor… Niyeyse biraz basiretim bağlandı da kaça satmak istediklerini soramadım. Şimdi gerçekten merak ediyorum…

 

O gün Burçin Hanım sorduktan sonra düşünmeye başladım, acaba evin ailemizde fotoğrafı var mıdır? İçerde çekilmiş fotoğraflar çoktur eminim ama dışından çekilmiş var mı bilemiyorum. Annem de hatırlayamadı ama dayılarıma soracağım, eğer bulabilirsem sizlere ulaştırmaya çalışacağım…

 

Bu arada Fener’in girişinde Vodina Caddesi’ndeki Mekteb-i Cafe, 40 yıl boyunca dedem İsmet Bey’in bakkal dükkânı olmuştu (Yenigün Bakkaliyesi). Onu görmek de çok çok güzeldi bizler için… Yıllar önce Yeditepe İstanbul dizisinde Latif Berberi’ne mekân olan dükkân, güzel bir öğrenci kahvesi olmuş. Üstündeki pembe bina da bakımlı görünüyor. Zamanında anneannem dedeme ısrar etmiş, bakkalın üstündeki 7 odalı o evi alalım diye. Dedem 16 boğaz beslemiş o dükkândan. Dile kolay… Cesaret edip de borca girememiş, almamış evi. İç çekmemek mümkün değil :)

 

 

Emekleriniz için tekrar teşekkür ediyorum.

 

Sevgiler,

 

Neslihan Ceux

 

Reklamlar

One response to “Katılımcılardan: II. İstanbul’a Sadakat Gezisi/Fener Balat, Neslihan Ceux