Katılımcılardan: II. İstanbul’a Sadakat Gezisi/Zeyrek, Sercan Duygan

Sabah bazen uyanmam zor olabiliyor ama bir gün önce Elif beni cesaretlendirmese, İstanbul’da yapılan şehir işgalini yakalama fırsatım bir başka bahara kalacakmış.

 

Zeyrek Kadir has Üniveristesi’nin arka tarafı yada İMÇB Bloklarının karşısı olarak bilinir. Biz daha çok Fener – Balat / Fatih / Çarşamba / Süleymaniye’yi duymuşuz o havalide ama burası belki de benim bilmediğim bir yer.

Zeyrek’e İstanbul’a Sadakat Gezisi yaptım pazar günü. Sadakat derken bunun bir geniş girişim olduğunu söyliyeyim. İstanbul S.O.S. grubunun bir gezisi. Mimarlar, tarihçiler ve rehberler yöre ile ilgili geçmişle gelecekle ve bugünle ilgili bilgileri aktarıyorlar.

 

Bu adamlar deli mi?

 

Pazar sabahı kalkıp bu bilgileri aktarıyorlar, evet Deli.

Ama delilik iyidir… Destekliyorum.

 

Peki ne amaçla oluyor bunlar.

İşte şimdi yazının burası hem biraz uzun hem de biraz kısa:

TOKI Kentsel Dönüşüm Projesi

Istanbul Finans Başkenti

3 Köprü

Haliç’e yeni asma köprü

Marmaray

Ha birde Haydarpaşa Garı… Sonuncusunu yandığı için yazdım.

 

İşte İstanbul bu öğelerin birleşmesiyle şu hale geliyor. Zeyrek ve benzeri şehir içi semtlerin tamamından insanlar alınarak şehir dışına BEN YAPTIM OLDU diyen kişilerin 10. kattaki bahçeli yerlerine insanları taşıyorlar. Bunun sebebi burayı finans merkezi yapmak. Aslında proje görünüşte harika. Peki görünmeyen tarafı nedir?

 

Arkadaşlar, bu proje ile restorasyon adı altında bölgede sadece onarım yaparak eski ahşap binalar kurtarılıyor. Hesapta kurtarma. Bu onarım paraları nerden ISTANBUL 2010 Kultur Baskenti… pekı mevcut durum ne UNESCO kültür mirası listesine 90 yapı ile girmiş Zeyrek’te kalan 15 bina. unesco artık rısk bolgesı ılan edecek burayı bu su demek artık cıkıyor dunya mırası lıstesınden.

 

Kimin umurunda!

 

benim şu kısmı umurumda, tarihte medeniyetler yok olmuş gitmiş. Kim bilir kaç katman var altımızda tarihten. Ancak ben rant elde edilen sistem parçası olmayı reddediyorum.

Benim umurumda.

 

Nasıl olacak ?

 

Sevgili dostlar er yada geç her şey bir dönüşüme uğramak durumunda, 200 yıl önce çekilmiş bir İstanbul resim düşünün, bazen e-postalarınıza geliyor, Kadıköy-Karaköy- Taksim diye ne kadar değiştiğini görüyoruz. Şimdi ne onu değiştirenler yaşıyor, ne de değişimden zarar görenler.

 

Peki bu çaba neyin çabası ?

 

İşte tam da cevap burada bu çaba senin benim çabam. Biz hayatımıza engelleri, sınırları, yağmaları, dilencilikleri, kandırmaları, göz göre göreleri, bana bir şey olmazları, benden geçmişleri, eski zaman olurkileri, bana ne canımları, o eskidendileri, devir değiştileri, sırası gelinceleri koyduğumuzda; sanmayın ki bu kelimelerle kendimizi kurtarırız.

 

Asıl gerçek ilerleyişimizde biz birey olarak batarız.

Daha açık bir ifadeyle, insanın kendinden başlayan ve kendi yolunda ilerlemenin önünde duran ve sizi durduran her şeye sizin dur demeniz öncelikle ve sadece sizin yolunuzu açacaktır.

 

Bu girişimler bireyin kendi yolunu açmaya yöneliktir.

 

Gelin siz, kendi yolunuzu açmaya yönelik en büyük ışığın kendiniz olduğunu, hatırlayacak bir adım atın.

 

Siz, siz olun…

 

Sercan Duygan

 

“Ben olup, yaptiklarim…”

www.excursionistdreamer.blogspot.com

 

“Dreams DO Come Through…”

www.goforadream.org

 

“Güney Amerika’da bir ayın hikayesi..(Spritüel bir yaklaşımla)”

www.southdreamer.blogspot.com

 

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.