2011 UNESCO Süreci Hakkında İstanbul SOS Duyurusu

Sayın Medya Mensupları

(Lütfen metni okuduktan sonra, daha alttaki UNESCO karar taslağını (Kİ AZ ÖNCE ALDIĞIMIZ GÜVENİLİR BİR DUYUMA GÖRE, ESAS KARARDA SADECE SON CÜMLESİ ÇIKARILDI) dikkatle inceleyiniz, yetkililer ve yetkisizler tarafından yapılan açıklamalarla kıyaslayınız)

Istanbul’un, sadece bizi değil tüm dünyayı ilgilendiren ve  dünya mirası kabul edilen tarihi alanları, kaderleri hakkında verilecek  UNESCO  kararı öncesi ve sonrası günlerde HER YIL aynı tiyatro oyununa sahne oluyor. UNESCO bu tarihi alanların Dünya Mirası niteliklerini kaybetmeyecek şekilde korunması konusunda baskı yapıp raporlar, kararlar yayınladıkça, içerde bu kararları çarpıtma, eksik duyurma, her şey güllük gülistanlıkmış gibi gösterme kampanyaları başlıyor:

“UNESCO yaptıklarımızı beğendi”,

“İstanbul, Dünya Miras Listesi’nden düşürülmüyor”,

“İstanbul, “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne düşmedi”,

“herşey o kadar iyi yapılıyor ki  İstanbul artık Unesco gündeminden çıktı”

minvalinde açıklamalar yapma yarışı başlıyor, ulusal ve yerel yöneticilerimiz arasında…

Fikri takip geleneği olmayan, her seferinde ayrı muhabir yönlendiren, hafızası zayıf medyamız da, sanki bunlar her sene hiç yaşanmıyormuş gibi, bembeyaz sayfa üzerine, geçmişi olmayan  pir-ü pak bir haber yapılıyomuşçasına üzerine atlıyor. Hiç sorgulamadan, projelere karşı yıllardır muhalafet eden sivil toplum girişimlerine sormaya hiç gerek görmeden…

Son olarak da yalan kampanyasını ilk, UNESCO’nun tarihi çevre ve silueti bozacağında yıllardır ısrar ettiği, Haliç Metro Köprüsü’nun, Da Vinci olmaya özenen  mimarı Hakan Kıran açtı: “UNESCO’yu bir haftada ikna ettim”.

Kamuoyu, İstanbul’un kaderini ilgilendiren bu kadar önemli ve hayati  haberi cumartesi günkü gazetelerden ve televizyon haberlerinden, daha doğrusu Mimar Hakan Kıran beyin açıklamalarından öğrendi!  Bir de UNESCO’nun söz konusu  maddeleriyle ilgili cümlelerinin sadece ilk bölümlerini alıp, ciddi endişe belirtilen bölümlerini bir kalemde silip yokmuş gibi haberleştiren AA’nın geçtiği haberden… AA’nın haberini şimdilik bir yana bırakalım.

Koskoca bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birçok devletle boy ölçüşebilecek bir nüfus ve büyüklüğe sahip İstanbul kenti, Kültür ve Dışişleri Bakanlıklarımız ve yerel yöneticilerimiz varken , İstanbul’u senelerden beri uğraştıran, uluslararası bir kuruluş olan UNESCO’nun defalarca rapor yazdığı, uzmanları seferber ettiği bir konuda açıklama yapmak, kamuoyunu bilgilendirmek proje müellifi bir mimarın sırtına mı yüklendi?

Belediye Başkanımız İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasını, Tarihi Yarımada’mızın kaderini yakın dostu olduğu bilinen bir mimarın eline mi bıraktı?

Mimar Hakan Kıran İstanbul adına konuşma ve Uluslararası önemli bir kuruluş olan Unesco nezdinde İstanbul’u temsil etme yetkisini kimden aldı?

Bu konuda bir atama kararı var mıdır? Varsa gerekçeleri nelerdir?

Mimar Hakan Kıran’ın İstanbul üzerine, İstanbul’un tarihi ve kültürel geleceği üzerine belirleyici konuşmalar yapmasını haklı gösterecek özellikleri nelerdir? Meslek hayatı süresince birkaç tarihi binanın restorasyonunu yaptığını söyleyen bir insanın böyle bir hakka sahip olması mümkün müdür? Ayrıca, eski nesillerin binlerce yıllık eserleriyle dolu Dünya Mirası Tarihi Yarımada’yı, Hakan beyin “gelecek nesillere bir şey bırakma” hırsıyla bozmak, İstanbul’u geri dönüşsüz bir şekilde değiştirmek hakkını kim nereden alıyor?

Kendisi de bir mimar olan Belediye Başkanımız Sayın Kadir Topbaş Kentine ne zaman sahip çıkacak? Kendisini çoğunluk oylarıyla bu koltuğa oturtan İstanbul halkına gerçekleri, doğru bilgileri açıklama lütfunda bulunacak?

Kamuoyunu yanlış ve eksik bilgilendirmeye medya da yardım ettiği müddetçe, gelecekte daha yığınla Hakan Kıran ile karşılaşacağız ve garip muhataplık ilişkilerini sorgulamadan hayatımıza devam edeceğiz.

Sayın medya mensupları, aşağıda UNESCO’nun son toplantısında tartıştığı karar taslağının Türkçesi var, altta da orijinal İnglizcesi. Zehir zemberek! Yalan kampanyasıyla duyurulmaya çalışılanın tam aksi yani…

Kararın kendisi henüz yayınlanmadı, ama ele geçirdiğimiz anda sizlere duyuracağız. Ancak her yıl yaşadığımız tecrübeler bize, bu taslağın ya çok az, ya da hiç değişmeden karar olarak çıktığını öğretti. (Aslında dikkatli medya mensuplarına da öğretebilirdi tabii…)

Aksi takdirde, yöneticilerimizin her yıl “bu konu kapanmıştır, artık UNESCO’nun gündeminden çıkmıştır, kazandık” diye duyurduğu kararlar (bkz geçen yılların haberleri) her yıl ve yeniden UNESCO’nun masasına gelmez, Taraf Devlet her UNESCO toplantısı için ikna turları düzenlemezdi.

 

NİTEKİM AZ ONCE ALDIĞIMIZ SON DUYUMA GÖRE, KARAR, AŞAĞIDA YER ALAN BU TASLAĞIN SADECE SON CÜMLESİ ÇIKARTILARAK KESİNLEŞTİ.

Kaldı ki, kim neyi kime ikna etmeye çalışıyor? UNESCO tarihi mirasımızın korunmasında ısrar ediyor, bizimkiler bozmaya ikna etmeye çalışıyor… Buradaki terslik kimsenin yüreğine dokunmuyor mu? Kendi tarihimize saygılı olmamak ve  korumamak için UNESCO’yu ikna etmeye çalışmak ne acıdır!…

İSTANBUL S:O.S GİRİŞİMİ

KARAR TASLAĞI:

35 COM 7B.111 (UNESCO taslak raporu 2011)

Dünya Mirası Komitesi;

1.     WHC-11/35.COM/7B.Add belgesini incelemiş

2.     Sırasıyla 32. (Quebec 2008), 33. (Sevlla 2009) ve 34. (Brasilia 2010) oturumlarında alınan 32 COM 7B.11, 33 COM 7B.124 VE 34 COM 7B.102 kararlarını değerlendirmeye almıştır

3.     Taraf devletin, Haliç Metro Geçiş Köprüsü ile ilgili etki değerlendirme raporları hazırlanmasına dair uluslararası uzmanlar ve ICOMOS rehberliğinde gerçekleştirdiği çabaları görmektedir ve son oturumda geçerli olan köprü tasarımının, kültür varlığının evrensel değerine ciddi bir olumsuz etkisi olacağına dair varılan sonucu, endişeyle dile getirmektedir.
4.     Köprünün tasarımı üzerine sütunların inceltilmesi, metro istasyon örtüsünün değiştirilmesi gibi bazı açılardan bakıldığında etkiyi değiştirebilecek farklılıkların uzman önerisiyle yapıldığını görmektedir. Ancak, köprünün önerildiği gibi değiştirilse de varlığın olağanüstü evrensel değeri üzerine olumsuz etkisi olacağını endişeyle belirtmektedir.

5.     Köprünün 2005’te Dünya Miras Komitesi’ne hiçbir şekilde danışılmadan prensipte kabul edilmesiyle ilgili hayal kırıklığını dile getirmektedir. Bu durum eylem rehberinin 172. Paragrafına uygun değildir.  İki uçta metro tüneli çalışmalarıyla köprünün konumu ve tasarımı neredeyse önemli oranda değiştirilemeyecek şekilde belirlenmiştir.
6.     Komite ayrıca yetersiz iletişim, köprüyle ilgili öneriler, koruma planı ihtiyacı, WHC-11/35.COM/7B.Add, s. 165’te belirtildiği şekilde dünya mirası etkin yönetim sistemi ve korunma durumu, trafik ve turizm için gelişme stratejileri, tampon bölge konularında yetersiz geri dönüş nedeniyle hayal kırıklığını dile getirmektedir.

7.     Taraf devletin taslak bir yönetim planı oluşturma çabalarını görmekle beraber teslim edilen taslak içeriğinin gereken geniş kapsamlı, çok disiplinli ve etkin niteliğe sahip olmadığını düşünmektedir. Planın, etkili bir koruma çerçevesi, işler bir yönetim sistemi oluşturacak ve ilgili paydaşları dahil edecek, otoriteler arası dialogu güçlendirecek, halkın ve ilgi gruplarının katılımı sağlayacak, şehrin tarihi peyzajının önündeki büyük zorluklara karşılık verebilecek şekilde geliştirimesi gerekmektedir.
8.     Taraf devletin, yönetim planı çalışmalarındaki ilerlemeye dair bilgilendirmesini görmekte ve çalışmanın tamamlanmış bir yönetim planı olarak  yetkililerce kabul edilen son halini 1 Ekim 2011’e kadar İngilizce veya Fransızca olarak danışma kurullarınca incelenmek üzere Dünya Miras Komitesi’ne iletmesini talep etmektedir.
9.     Taraf devletin varlık üzerine Dünya Miras Komitesi ile iletişim halinde bir bağımsız danışman kurul oluşturmasını, altyapı için bir stratejik gelişme çerçevesi oluşturma ve koruma konusunda danışmanlık almasını, varlığın yönetimi için rehberlik sağlanmasını ve Haliç Köprüsü’nün etkilerini hafifletecek tüm olasılıkları değerlendirmesini önermektedir.
10. Ayrıca taraf devletin Dünya Miras Komitesi’ne 2012’deki 36. oturumda incelenmek üzere 1 Şubat 2012’ye kadar varlığın korunma durumu ve yukarıdakilerin uygulanışıyla ilgili güncellenmiş bir rapor sunmasını talep etmektedir. Kayda değer gelişme olmaması halinde varlığın Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilebileceği göz önünde bulundurulmalıdır

 

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.